Tek başımayım dostum.
dostum dediğime bakma.
ben ..
tek başımayım..
gerek de yok hani boşuna plan yapmaya.
başkalarının adına düşünmeye. ben tek başımayım.
sen de ben olma.
ben iyiyim benle beraber..
benle,
tek başımızayız...
20100617
20100606
*...
*ölümsüzlüğe inanan
*salak biriyim
*insanın
*hatırlandıkça
*ölümsüz olacağını
*ve socrates'in platonun aristo'nun bahsettigi
*duyum ve düşünce evreni görüşne
*de inanıyorum
*ben düşünerek
*bir şeyler
*yaratabiliyorsam
*tanrıyımdır
*..
*düşünüldügümde
*de
*başkaların
*hayatlarındaki
*zihinlerindeki
*bi görüntü
*belki
*bi arkadaş
*oluyorum
*böyle
*ce
*ölmüş olsa da bedenim
*fikirlerim
*yaşamaya
*benim görüntüm
*yaşamaya
*ismim yaşamaya devam
*ediyor
*dinleri
*peygamberleri
*ve
*çogu şeyi
*buna bağlıyorum
*ben insanların
*evrene
*bırakılış
*amacının
*bazı şeyleri
*keşfetmek oldugunuy düşünüyorum
*delirdim belki de kim bilir
*..
*salak biriyim
*insanın
*hatırlandıkça
*ölümsüz olacağını
*ve socrates'in platonun aristo'nun bahsettigi
*duyum ve düşünce evreni görüşne
*de inanıyorum
*ben düşünerek
*bir şeyler
*yaratabiliyorsam
*tanrıyımdır
*..
*düşünüldügümde
*de
*başkaların
*hayatlarındaki
*zihinlerindeki
*bi görüntü
*belki
*bi arkadaş
*oluyorum
*böyle
*ce
*ölmüş olsa da bedenim
*fikirlerim
*yaşamaya
*benim görüntüm
*yaşamaya
*ismim yaşamaya devam
*ediyor
*dinleri
*peygamberleri
*ve
*çogu şeyi
*buna bağlıyorum
*ben insanların
*evrene
*bırakılış
*amacının
*bazı şeyleri
*keşfetmek oldugunuy düşünüyorum
*delirdim belki de kim bilir
*..
20100605
Yeşil grileşir..
Tonlara bakıyorum da ..
ne kadar yapay görünüyor gözüme.
seninle konuşur gibi hissediyorum kendimi.
sanki yanlışın ta kendisi benmişim gibi hissettiriyorsun.
özlem duyuyorum doğaya.
yeşilin göbeğine..
mavinin serinliğine..
kahverenginin benlik kokusuna.
beyazın sükunetine..
beyazın parlayışına..
renklere dokunurken yaşattığı dinginliğe özlem ..
grinin en dibinde sıkışıp kalmak ve ihtiyaç olan renklere ulaşabilmek için
lanet yapay renklere ihtiyaç duymak ne kadar nefret edilesi bi çelişki.
tıkır tıkır çalışıyor canavarlar..
arkalarından çıkarttıkları zehirle solunumum daha da güçleşiyor.
cinnet geçiriyorum gün içinde.
renkleri oturtamamaktan dolayı.
her şey yapay oluveriyor ellerimin arasında.
ağzımdaki dumanı üflerken bile devam ediyor yapaylık.
zinde hissedemiyorum epeydir..
üzerimde ağırlaştırılmış müebbet yorgunluk
ve beraberinde getirdiği lanet üşengeçlikle cebelleşmeye bile üşeniyorum.
adım atacak takatimin kalmadığı zamanlar olıyo.
hatta daha da abartırsak ki bu huyumdur..
nefes almaya üşeniyorum bazen..
bunlar gri'nin bana bıraktığı yapay hisler...
yapay hislerimden kurtulmak istiyorum..
sen de istiyorsun ama hala tek yanlış benmişim gibi davranıyorsun ya..
hadi bakalım ne çıkacak altından...
belki ben çok abartıyorum...
yine tutamıyorum kendimi abartmak konusunda ..
ama inanır mısın gerçekten merak ediyorum
bu yapaylıktan kurtulma hissi-isteği de yapaylığın zerk ettiği bir illüzyon olabilir mi ?
eğer bu da yapaysa benim huzur diye tabir ettiğim orada olma hissi de yapaydır.
sen ne düşünüyorsun diye sormayacağım nasılsa tam tersidir..
ikiye bölündük.
iki kişiyiz artık.
tek kişiden doğan iki kişinin hikayesi gibi.
hahahahahahah ne kadar komik böyle.
saçmaladığımı fark ediyorum ama ellerim benden bağımsız basıyor yapaylığa.
durduramıyorum kendimi harflere dokunurken.
baksana..
yapaylık insanlara sözcüklere dokunabilme mucizesini de sağlıyor aslında..
düşündüklerini değiştirebilir...
farklı şekillerde sunabilirsin acıkanların önüne...
ne büyük bir riyakarlık bu...
korku..
sen hala tersini düşünüyorsun biliyorum..
buna engel olmak için yapabileceğim şeyi düşünüyorum..
sanırım elimde bir çekiç olsa alnının ortasına vururdum..
ama bu aksim olan düşünceni değiştirmek yerine daha fazla çıldırmama yol açardı..
düşünsene...
çekiç kalkar..
çekiç iner..
kırılma sesi duyulur..
karşımda siyah bir zemin kalır..
parçalara bakarım..
onlarca yanlış olduğumu düşünen ben...
sanırım artık aynayla savaşmamalıyım..
bölündüğümü hissediyorum..
tek hücreli binlerce yanlış düşünce ...
durmadan çoğalıyorlar...
korkunç...
ne kadar yapay görünüyor gözüme.
seninle konuşur gibi hissediyorum kendimi.
sanki yanlışın ta kendisi benmişim gibi hissettiriyorsun.
özlem duyuyorum doğaya.
yeşilin göbeğine..
mavinin serinliğine..
kahverenginin benlik kokusuna.
beyazın sükunetine..
beyazın parlayışına..
renklere dokunurken yaşattığı dinginliğe özlem ..
grinin en dibinde sıkışıp kalmak ve ihtiyaç olan renklere ulaşabilmek için
lanet yapay renklere ihtiyaç duymak ne kadar nefret edilesi bi çelişki.
tıkır tıkır çalışıyor canavarlar..
arkalarından çıkarttıkları zehirle solunumum daha da güçleşiyor.
cinnet geçiriyorum gün içinde.
renkleri oturtamamaktan dolayı.
her şey yapay oluveriyor ellerimin arasında.
ağzımdaki dumanı üflerken bile devam ediyor yapaylık.
zinde hissedemiyorum epeydir..
üzerimde ağırlaştırılmış müebbet yorgunluk
ve beraberinde getirdiği lanet üşengeçlikle cebelleşmeye bile üşeniyorum.
adım atacak takatimin kalmadığı zamanlar olıyo.
hatta daha da abartırsak ki bu huyumdur..
nefes almaya üşeniyorum bazen..
bunlar gri'nin bana bıraktığı yapay hisler...
yapay hislerimden kurtulmak istiyorum..
sen de istiyorsun ama hala tek yanlış benmişim gibi davranıyorsun ya..
hadi bakalım ne çıkacak altından...
belki ben çok abartıyorum...
yine tutamıyorum kendimi abartmak konusunda ..
ama inanır mısın gerçekten merak ediyorum
bu yapaylıktan kurtulma hissi-isteği de yapaylığın zerk ettiği bir illüzyon olabilir mi ?
eğer bu da yapaysa benim huzur diye tabir ettiğim orada olma hissi de yapaydır.
sen ne düşünüyorsun diye sormayacağım nasılsa tam tersidir..
ikiye bölündük.
iki kişiyiz artık.
tek kişiden doğan iki kişinin hikayesi gibi.
hahahahahahah ne kadar komik böyle.
saçmaladığımı fark ediyorum ama ellerim benden bağımsız basıyor yapaylığa.
durduramıyorum kendimi harflere dokunurken.
baksana..
yapaylık insanlara sözcüklere dokunabilme mucizesini de sağlıyor aslında..
düşündüklerini değiştirebilir...
farklı şekillerde sunabilirsin acıkanların önüne...
ne büyük bir riyakarlık bu...
korku..
sen hala tersini düşünüyorsun biliyorum..
buna engel olmak için yapabileceğim şeyi düşünüyorum..
sanırım elimde bir çekiç olsa alnının ortasına vururdum..
ama bu aksim olan düşünceni değiştirmek yerine daha fazla çıldırmama yol açardı..
düşünsene...
çekiç kalkar..
çekiç iner..
kırılma sesi duyulur..
karşımda siyah bir zemin kalır..
parçalara bakarım..
onlarca yanlış olduğumu düşünen ben...
sanırım artık aynayla savaşmamalıyım..
bölündüğümü hissediyorum..
tek hücreli binlerce yanlış düşünce ...
durmadan çoğalıyorlar...
korkunç...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
