20100428
Bi Sakin Ol Önce
Rahat hissetmeye başladığında açıklamaları daha net algılarsın
Açıklamalardan nefret ediyorum ya hadi neyse.
Üstüm başım bok gibi sigara kokuyo
Burnum parçalanmak üzere.
Kendimden iğrendim birader.
Soğukmuş hava da , parmağımı içkine sokmamı istermisin..
Soğutur..
Hatırlıyomusun bi çocuk takılmıştı peşimize eve dönerken
Koşa koşa gelmişti arkamızdan sadece yanımızda yürümek istediğini
Zarar vermeyeceğini yahut çıkar için herhangi bir eylemde bulunmayacağını söylemişti
Metrelerce yürümüştük üçümüz
Sohbet etmiştik g e ç m i ş i ve g e l e c e ğ i hakkında..
İkisinin de karanlık.. İkisinin de kör olduğundan yakınmıştı...
Parlak olanın şimdi - şu an - olduğunu söylemişti....
Mantıklı bulmuştum o zaman hatırlıyorum..
Senle hiç göz göze gelmemişti..
Gelememişti...
Sadece benim gözlerime delicesine muhtaç bakmıştı o kadar..
Muhtaciyetten nefret etmemi düşünürken bulmuştum ben de kendimi o bana gözleriyle yalvarırken.
Derin bir nefes almıştı..
Saniyelerce tutmuştu aldığı nefesi..
Sanki ciğerlerini dolduramamış gibi..
Boğulur gibi...
Elini cebine atıp sigarasının kalmadığını söylemişti...
Yol önümüzde uzayıp giderken insanlar bizi seyretmeye başlamıştı bile garip garip..
Sanki farklıydık diğerlerinden..
Onlara benziyorduk anatomik olarak .
Onlar da bize...
Aynı dünyada yaşıyorduk..
Yani eşittik ..
Sözde eşitlik...
Bu fikri uçuşturuyorum zihnimden..
Kocaman bir rahatsızlık var..
Öncelikle onu düşünmeliyim..
Yürümeye devam ediyorduk ki ben hala seninle göz göze gelemediğini fark edene kadar..
Sormuştum o çocuğa hatırlıyor musun ?
"Neden sadece bana bakıyorsun?"
Cevap vermemişti..
Gülümseyerek yürümeye devam etmişti..
Sonra karanlık bir yola girdiğimizi hatırlıyorum yarım yamalak...
Belimin biraz üzerinde bir yanma hissi hatırlıyorum bir de..
Yere yığıldığım ve hafifçe her şeyi anladığımı da öyle...
Gözlerimi açtığımda benim için büyük bir uyanış olduğunu tekrarlayan tiz sesler hala kulaklarımda..
Çocuk senin karanlık yanındı...
Bunu çok iyi biliyorum..
Senin içindeki nefretin dünyevileşmiş hali..
Bencilce ve herhangi bir neden olmadan zarar verme isteğinin nefes alır hali..
Şimdi merak ediyorsundur neden bunları seninle konuşmak için bunca sene beklediğimi..
Neden hala seninle karşı karşıya olduğumu..
Haklısın..
Madem senin yüzünden yürüyemiyorum neden hala sen varsın ?
Ama asıl konuşacağım şey bu değildi seninle..
Derin derin nefes al ilk önce..
Rahat hissetmeye başladığında açıklamaları daha net algılarsın
Açıklamalardan nefret ediyorum ya hadi neyse.
Üstüm başım bok gibi sigara kokuyo
Burnum parçalanmak üzere.
Kendimden iğrendim birader...
Neyse..
Yürüyememe engel olan şey o çocuk değil...
Sensin...
Beni yere kanlar içinde bırakan da sendin...
Çocuk aslında hiç olmadı...
İnsanlar da garip garip konuştuğum kişiyi göremedikleri için baktılar..
Aslında sen de yoktun...
Farkediyorum ..
Netleşiyor bak her şey...
Vay canına..
Sen benim içimdeki nefret hissiydin..
Karanlık taraf...
Şu an aydınlık sayılmam..
Aslında hiç aydınlık sayılmam ama düşün bu karanlıktan bile daha karanlık taraf...
İnsanlar kendimle tartışmamı gördüklerinde garipsediler sadece..
Ama son olarak bir sorum var sana...
Neden bunları olmayan birine anlattın ki .. .
Asıl olmayan benim aslında...
Sen varsın..
Sen hastasın...
Çok hasta....
Doğum Sancısı
Çanlar çalıyor kulaklarımda
Yemyeşil çimenlerde parlak görüntüleri seyrediyorum
tanıdığım herkes anlık da olsa siliniyor zihnimden
dışarı çıkıyorum bedenimden
takip ediyorum uyanışları
hissizlik naraları atarak koşuyorum çimenlerde
düzenli bir ritm beliriyor ardımdan gelen
geçmişe dönebilirmiyim?
evet basit sayfalarda geriye doğru ilerlediğinde geçmiştesindir
fotoğraflara bakar gibi.
küçüklük fotoğraflarına
eski fotoğraflar nehirde ilerliyor
simsiyah pelerini olan bir hanım hayal ediyorum
ellerinde kırmızı eldivenleri var
topukları yerden yüksekte tutan kırmızı papuçlarıyla dans ediyor
bitik dinginliği seyrediyorum bir süre
kendini dışarıdan görebildiğin kadar gerçeksindir...
kesiyorum zihnimdeki tüm sesleri
umutların hayallerle görüntülendiği sahnede seyircilerin arasındayım
"bikaç saniye -dur- ve düşün!" diye ritmim kesiliyor
donup kalıyorum yeşilliğin ortasında
çimenler buzullara dönüşüyor.
bembeyaz bir kuruyuşun sahnesine düşüyorum
solo'ya çıkıyor sopranolar.
görüyorum. hissediyorum sesleri..
ama duyamıyorum ki..
hiç,hiç biliyor musun yeşil nasıl çağırılır.
dar bir oyuktan geçiyorum
gerçek dünya burası mı?
ışıklar gözümü alıyor.
ciğerlerime dolan ilk oksijen canımı öyle yakıyor ki tüm bildiklerimi unutuyorum
sigara içmek istiyorum..
sigara..
hani görünen dünyayla aranda bir bağ oluşturursun ya
sonra bağımlı kalırsın o bağa
kafanın içindekileri unutur "madde" ye dönüşürsün..
bu gerçeklik kadar çok istiyorum işte.
elime alıyorum. ellerim ne kadar da ufak.
kendimi göremiyorum..
acıkıyorum. duyuyorum şimdi sopranoları.
ne kadar tiz bir ağıt bu benden çıkan
ciğerlerimdeki yetersizlik artıyor.
küçülüyor ciğerlerim.
ağlıyorum lanet olsun.
etrafımda beyaz giyisili onca insan gülümsüyor ben ağlarken.
ellerini birbirine vurarak ses çıkartanlar da var.
dünyadaki ritm bu sanırım.
ama hatırladığım ritm bu değildi ki nehri takip ederken duyduğum...
nerede olduğumu bilmiyorum.
bildiklerin..
zihnimden...
teker teker...
s i l i n i y o r ....
hatırlayacağım da kocaman bir muamma..
aynaları arıyorum..
hatırlıyorum ayna denen "şey"leri.
yansıtıcılar...
bulamıyorum..
ayağa kalkmak koşmak koşmak koşmak istiyorum.
yeşil çimenlerde naralar atarak koşup sonunda nehre ulaşmayı.
nehrin sonu yok...
ben başlangıca gelmişim..
koşa koşa kat ettiğim yol bu mu...
ne kadar da basit...
dünyadayım..
hiç de hoş gelmedim..
çanlar çalıyor kulaklarımda
yemyeşil çimenlerde parlak görüntüleri seyrediyorum
tanıdığım herkes anlık da olsa siliniyor zihnimden
dışarı çıkıyorum bedenimden
kendi bedenimden çok da farklı değil bu.
daha minyatür sadece..
belkide oluşacaktır kim bilir..
merak ediyorum..
bu duyguyu özlemişim
noktalar koyuyorum uyanışıma.
çanlar çalıyor dünyada
yemyeşil çimenler yerini gri taş bloklara bırakmış
parlak değil görüntüler fazlasıyla mat..
r u h s u z..
tanıdığım herkes anlık da olsa beliriyor zihnimde
bedenime geri dönmek istiyorum...
kendi bedenimden çok farklı bu...
İkincil Bekleyiş
Hazır mısın artık çıkabilirmiyiz?
hep bu kadar oyalanıyorlar
gerçekten sıkılıyorum bu durumdan
benim işim bu kadar çabuk biterken
üzerine senin zamanını da beklemekle geçirmek...
S I K I L I Y O R U M
işte bu durumdan
gitmeye karar verdim çoktan
hiçbirşey eskisi gibi değil ki
yağmur başladı bak
cama taş atıyor olamaz ki kırlangıçlar
solan renklerini boyamamalısın daha fazla
saklayacaksan neden nefes alıyorsun ?
sürekli bir sirkülasyon
kırık pedallı bir atlıkarıncada gibi
dön dön dön dön..
hep aynı yüzler hep aynı hastalıklı düşünce
midemin yükseldiğini hissediyorum
zihnim mi?
HA HA çoktan gökyüzünü yeniden yarattı o
soğuk hissediyorum
jaluzi sıcak hava dalgasıyla dans ederdi ben sevişirken
titreşimli dinginleşmeydi bu.
kulaklarımın yanmasına şaşırmamak gerek .
rahat rahat dinlenmek varken nedir bu yorulma isteği
huzur içinde uykuya dalmak var ama sonunda
farklılaştırmak istiyorum dediğimi anlaman
işte bu gerçekten mükemmel bir ahengin sözcüklere bürünmüş hali
sözleşme yapılan hayatlara inanmamalı
hayatını birleştir
güvenlilik hissiyatı nerede?
yıldızların yer değiştirdiğini izlemek sabaha kadar
kumların a y a k parmaklarının arasından akışını seyretmek gibi
nefes alıp verirken uyumu yakalamak gibi birşey
saçmalıklara büründüm duyuyor musun düşüncelerimi,
hep zaman kaybetmen yüzünden
aynanın karşısında bu denli vakit geçirme
rica ediyorum senden..
duyamıyorum söylediklerini
bu kadar kısık sesle konuşma
anlamak zorlaşıyor yüzüne odaklanmışken
güzel çok güzelsin aslında.
bu kadar rengarenk bir tenden kurtul sadece.
hazır mısın artık
çıkabilirmiyiz?
İnsaniyet Açlığı
Kabus Uyanışı
Neden bunu yapıyorsun lanet olsun
ellerini ruhumdan çekmeni istedim
zor değil bu istek
sınırları aşmaya çalışırken önüme yeni duvarlar koymayı kes
herhangi bir sebeple bilincimi zayıflatma
sebeplerin umrumda deği sonuç değilsen ne önemi var
yıkık dökük binalarda paratoner olmaz ki
yağmur yağar
hızlanır
kristalize olur şehir
aydınlanır gökyüzü anlık da olsa
ve patlama sesi.....
küller havaya yükseldi mi
limanlarda demirleyen kürekler var
su nereye gitti
deniz nerede
balıklar havada mı yüzüyor bu nasıl bir araf
şiddetli dalga sesleri var deniz nerede lanet olsun denize?
sesleri kessin başka bir şey istemiyorum
kulaklarımı tıkadım.
geçmiyor sesler kafamın içinde..
çıkmak .. gitmek istiyorum.
bedenim ruhumun özgürlüğünü kısıtlıyor.
hava olmak istiyorum..
suyun yerini hatırlar gibiyim...
gökyüzünü aydınlatan şiddetli ıslaklık onun eseri değil miydi
mezarlar kayıyor ıslaklıktan.
kemikler birbirine geçiyor.
ne korkunç bir manzara.
daha çürümemiş cesetler gözlerimin önünde.
açmalıyım gözlerimi.
yalvarmak.
yalvarmak zihnimi alması için.
bu ne kadar hastalıklı bir zihin bu anda böyle.
biçimlendirilmiş kaftanlar giyelim mi hadi
belki o zaman belirsizlikten kurtarırız birbirimizi
sesleniyorum bak sesleri kestik nihayet
HA HA HA!
kahkahalar çınlasın balıklar uçarken.
dalgalar durdu.
AA-AAAAA o da ne öyle..
deniz yıldızının binlerce bacağı var sanki
berbat anlatım bozuklukları bunlar.
ciddiye alma ben bile bilmiyorum neler döndüğünü
skorlar yaratmak istiyorum rekorlar kırmak
isteklerimden arınmaya başladığım en uzun gün şeklinde..
bencilliği çöpe at!!
HEMEN ŞİMDİ!
eline geçecek olan huzur bencilliğinden ötede bir yerlerde.
öylesine gergin hissetmek ve yansıtmak.
kendimi anlayamazken kendimi sana nasıl anlatabilirim ki??
üst üste üst üste üst üste
bu nasıl bir zincirleme kazadır böyle yahu?
iplik sökülür gün içinde..
ardı arkası kesilmeden tüm gün sökülür.
yaşanmamış sayarsın o günü
yaşamadığını farzettiğin bir gün hayatından gider mi?
kendi kendine çıldırmış insanları seyretmek ne kadar da güzel böyle
düşünüyorum düşünüyorum düşünüyorum düşünüyorum
gergin hissetmek ne kadar da kopma korkusu doğuruyormuş böyle
rahatla....
sakin ol...
derin derin nefes al...
bak geçti..
günaydın...
bir kabus daha sona erdi..
Rengarenk Sesler
soluk soluğa kalınan günlerdeki gibi
koşmak ve düşmek arasındaki bağlantılar gibi
sarpasarmaca oyunları geride kaldı
parlak gökyüzü
görebildiğim kadarıyla
sadece bakmak mıdır ışığın büyüsü
fotonları sayarak uykuya dalmak ne kadar da zor öyle.
taksitlendirilmiş hayat gösterileri
binlercesi milyonlarcası milyarlarcası gibi..
açıklamalardan görüşlerden şaşırmalardan da öte
arındırılmış duygular bunlar
fakat gülümseyişlerdeki sahtecilik legal olmamalı
timsahların dalgaların arasında yok olan damıtılmışlığının sesini gördüm
kısıtlanan kelimelerle anlatmaya çalıştım beynimi
renkleri kokladığımı söyledim
duydular..
göremediler..
anladılar mı sence?
hayır tabikide kim ki onlar. sen ben değil. bizden olabilirler mi?
korkularımı işitmek ne kadar da acı veriyor yine.
acı kelimesini kullanmak güçlendiriyor ruhumu.
ruhumun dans ederek yükselişini dinliyorum.
güzel bir ritm..
mor gibi...
tekrar kapatıyorum gözlerimi.
ahşabın içinden yükselen dumanı kokluyorum.
yağmur ormanlarında dans ediyor ruhum.
ritüelvari sayıklayışlarla uyandırılıyor.
uyandırıldığı için fazlasıyla rahat.
lanetlerinden arınmış..
tertemiz diyorum yine.
testilerden su içip zevk alıyor.
açık mavi oluyor kokusu birdenbire.
sanki parlak gökyüzünü öğütür gibi.
değirmenler oluşuveriyor duvarların ardında.
çikolata nehirlerinde yüzüyor.
sanırım ruhum özgür sonunda.
hissediyor.
belkide hissetmek değil doğru kelime..
algılıyor ama.
iletişim halinde olduğu beyinlerle çatışıyor.
karamsarlık denizi kuruyor.
temizleniyor toprak.
kokusu görülüyor.
ışığın hissedildiği ormanlara giriyor ruhum.
ışık oluyor.
parlıyor..
parlıyor..
parlıyor..
kristalize oluyor..
ışığı saçıyor evrene.
bağışlıyor kendini adayarak.
dinleniyor..
yazamıyor daha fazla sanal dünyaya..
bitiriyor.
Şakacı Beyin Med-Cezirleri
dürüstlük kavramını algılayamıyorum şu anda.
sen dürüstmüsün?
bunu düşündüğümü hissediyorum.
peki ben bunu düşündüğüm için dürüstmüyüm?
ah.. hiç bilmiyorum.
kafamın içinde fotoğraf kareleri şeklinde binlerce görüntü.
başım ağrıyor. başım ağrıyor aaah başım...
birleştirdiğimde hareket eder mi sence?
pek sanmıyorum..
yaklaşıyorsun.
korku sanırım şu an ruhumu ele geçiren his.
dokunmanı istemiyorum.
daha erken geliyor bana. güneş bile batmadı ki.
her an aynı değil gün içindeki.
salgın başladı sanırım.
yakınlaşıyorsun dudaklarıma doğru.
öpücük bir ipucu sanırım.
yanıyor dudaklarım.
ne var lanet dudaklarında böyle !?
şimdi söylemelisin bana.
düşüncelerin neler.
ağıt yakan zamanın inlemelerini mi duymak istiyorsun
yoksa zamanın ta kendisi mi olmak.
karşı koymamak güzel oluyor bazı anlarda.
üzerimde bir ağırlık hissediyorum.
gözlerimi açtığımda yüzünü görmek midemi bulandırırsa ya?
daha o kadar yüksek değilim yerden.
zaman ver biraz daha.
zamanı inletebilmek için.
toz duman heryerde bir gürültü sanki.
ellerim üşüyor farkettin mi.
ürperdik...
güneş batıyor.
hissediyorum bunu.
ne kadar da renksiz bir andayız.
karanlık kaplıyor çevremizi.
bak şimdi hoşuma gitmeye başladı dudaklarımın yanması.
üzerimdeki ağırlığın nedeni senmişsin.ne de komik ama.
yer değiştiriyoruz.
seni hissedemiyorum.
hissetmeden ilerlemesi ne kadar da acı değil mi..
kendimi -an- gibi hissediyorum
tamamen saf,temiz,saklanmayan..
çıplaklık güzeldir diyorum sana.
fısıldıyorum ardından.
yükselmeye hazır mısın...
dokunuşlar artıyor
ses yükseliyor.
boğuk gürültü yerini ritmik iniltilere bırakıyor.
daha sadece ses bunlar..
yükseliyor
yükseliyor
yükseliyoruz.
çığlık oldu bak diyorum sana..
gözlerini açamıyorsun.
gözlerimi kapatamıyorum.
o aciz haline takılı kalmak ne kadar da garip.
manzara gibi.
yüzünde değişken çizgiler ve sürekli yükselen ritm.
tavana bakamıyorum sayende..
ama tavandan daha eğlenceli yüzünü izlemek diye geçiriyorum içimden.
elimin belinde olduğunun yeni farkına varıyorum.
ne kadar da ince böyle..
kalbinin üzerindeki dolgunluk hızla hareket ediyor.
diğeri de öyle..
monoton med-cezirler artıyor
terlemeye başladık uyum bu.
ruhsuzlaştım sanki ben.
gülüyorum sadece sana.
çığlığın artıyor.
ruhun geri geliyor sanırım.
bittin.
rahatladığın her halinden belli
boşalmışlık hali içindesin
karanlıkta görebiliyorum .
garip.
çocuklarım ilerliyor..
ilerliyor ..
ve ilerliyor..
rahatladık ikimizde.
susuyorum.
sorular soruyorsun saçma sapan sorular.
sigarama uzanıyorum.
önce mumu sonra sigaramı yakıyorum.
uyumanı emrediyorum sana. sus diye.
gece olmuş bile ne kadar da uzadı böyle.
uyuyorsun.
tatlı görünüyosun şimdi işte.
sırt üstü dinleniyorum.
sonra uyanıyorum bende...
günaydın..
günaydım...
şizofrenik bir ruh haliydi bu gece de sanırım.
komik şakacı beyin.
