Hissedemiyorum.
eskisi gibi olmuyo
kovalayan binlerce sarsıcı düşünce.
sarsmakla da bırakmıyorlar hani..
yakaladıkları yerde seni öyle zedeliyorlar ki ,
kaçamıyorsun tekrar.
kilitlenip kalıyorsun olduğun yerde.
istemiyorsun sen de benim gibi.
kaçmak istiyorsun.
sorumluluklardan
stresten
gürültüden
patırtıdan
kargaşadan
KAOSTAN!!!!
ama olmuyor..
herkes sana yeni bir kirli düşünce temizleyen jel ile geliyor.
sesler yükseliyor..
ölüm gibi.
bir anda yavaşlıyor herşey..
tekrar kaçmak istiyorsun.
herkesin sana zerkettiği iğrenç bilinçten kaçmak istiyorsun
kendini düşünmeyi kes diyorsun kendi kendine
kendini düşünmeyi kes
ama zihninin makasına bir türlü ulaşamayacağını sen de benim kadar iyi biliyorsun
o da biliyor
onlar da bilecekler..
düşüyorsun..
düşüyorum.
aynı cehennemin iki farklı ucuna düşüyoruz hemde..
bir yanı diğerinden biraz daha serin sadece.
yakıcı güneşin altında kumsal diye tabir ettikleri bölgeye geliyoruz.
uyandırılmayı arzularken bu karanlıkta daha da derinleşiyor uyku.
sen uykuyla unutmaya çalıştıkça daha da ağırlaşıyor etki
uyanık uyuşukluk yerini huzurlu uykuya bıraksın istiyorsun
ama zaten hala uyuyoruz.
belkide uyanık olan bizleriz bilmiyorum
sen de bilmek için uğraşma bence.
kaçarken kaybolmak en acısı olur.
ulaşamayız zihnin dingin sularına..
yelkenimizi kaybedersek neyle yol alırız sonra..
birbirimize küfürler ederiz böylece..
ağız dolusu..
balgam kıvamlı küfürler.
piyano girer o sırada cehennemin sığ sularına.
anladığımı hissettirmeden uzaklaşırım belkide..
uyanmak için uyumak gerekir..
ama kaçamıyoruz hala.
sen bana
ben sana öylece baka kalıyoruz..
baka ve kalmak ayrı bile yazılmaz belki de .
ardımdan gelen kocaman kaçma isteğinden bile kaçmak istiyorum.
anlıyomusun !!!
kaçmak istiyorum...
baltalar ve saplarla ilgilenen beyinlerin arasından kaçmak istiyorum
ne bir balta olmak istiyorum..
ne de bir sap..
sadece zihnimde kaybolabileceğim bir hayata sahip olmak istiyorum
kendimi dinlemeye adanan bir hayat.
içinde ben olmayan yalnız hayatı istiyorum.
sen ol
o olsun
ama zihinlerimizde karanlıklar,
karaciğerimizde oluşan tortularla beraber ardımızda kalsın.
maddiyattan soyutlanmaya çalışıp
yerinde saymayabilir belki ardımızdan gelecek olan nesil.
belkide biz onlara pusula yaratıyoruzdur.
beynim yanıyor.
zihnim kuruyor.
sulara ulaşmak için kaçışı başlatmalı..
ama ihtiyaçlar ve alışkanlıkları göz ardı etmeye başlamak gerek.
meditatif olgunlukların arasında
yemyeşil çimenlerde kaçan
TAVŞAN gibi olmak gerek..
ama olunamıyor..
oldurulmuyor.
yapılan tek şey öldürmek.
daha fazlası için,
daha fazlasını bile az bulabilmek için öldürmek gerek..
seni beni çoktan öldürdüler..
dışarı atılmak değil..
esir ruhların arasında zincirlere ihtiyacımız olacak..
siktiğimin lanet zincirlerine!
karanlık çöküyor yine..
ısındı her yer...
durdur..
yalvarırım durdur karanlığı..
ya da yak beni.
alev alev aydınlatayım tükenene kadar
boktan karanlık belki bir anlığına da olsa güneşlenir..
daha beyaz olamaz zaten..
gökkuşağını görüyorum.
lanetli gökkuşağı tam karşımda..
hafif hafif yağan yağmurun ardından çıkan bu şey..
korkunç biliyormusun..
korkunç!
HASSİKTİR!!! çok korkunç hemde..
siyah beyaz bir gökkuşağını gördüğünde ne gibi hissedersin ?
KÖPEK! gibi hissediyorum..
köpek gibi..
gözlerimde renkler kalmadı..
tüm renkler eridi
anlıyomusun eridi..
teker teker birleşip siyah oldular..
yükselen ruhları zincirlenmişti ..
beyaz oldular.. .
kül-kuşağı olduk..
bir silah bul bana..
zihni bikaç asır donduran bir silah..
aklımın kapılarına dayayıp tetiği çekmene yarayacak bir silah..
temizle beni..
çok kirli hissediyorum...
çok...