bahsedebilmek için
uzunca bir süredir
kıçımı yırttığım şey şu ki
olmakta olan
olmuş
olacak olan her şey
her şey büyük tanımdaki her şey
birbirine görünemez zincirlerle bağlanmış gibi.
her bir hareket
her bir düşünce
her bir kırıntının içinde bulunduğu bütünlüğün
tıkır tıkır!
işleyen mekanizması..
düşüncelerin serbest çağrışımla ilerleme üzerine kurulu olan bir evren..
bize ait
bana
sana
ona
ve onlara...
kesişen kümeler gibi iç içe girmiş bir evren..
her bir küme bir evreni temsil ederken büyük bir kümenin içinde kendine özgü yaratılmış sonsuz tanesi..
sınırsızlık ve git gide büyüyen bir olgunun baş rol oyuncularının içinde bulunduğu tanrılar sofrası..
İDRAK!!!!!
bir kapı ve o kapıya giden sonsuz yol...
her bir kırıntının kendi için yaratılmış olan yollar..
bilmeceler
ve saf güzellik ile kendini göstermeye çalışan bir bilinç
plazma kıvamında bile diyebiliriz ona..
bilmecelerin yaratıcısının bulması gereken bilmecelerin cevapları yolu ışıklandıracak..
yolun sonunda bir kapı...
kilitli bir kapı..
kapının önünde binlerce engel..
ego'nun yarattığı sahte bilinç ve huzur halinin kesiştiği gerçeklik..
gerçek huzur...
realite...
bu ilüzyona o kadar bağlı olmasa zihinler..
bu gösterilen görselliğe bu kadar tapınmasalar körü körüne.. .
belki
belki o kapının önündeki engelleri yok edebilme gücünün kendilerinde olduğunu da görürlerdi...
o engeller kalktığında bilmecelerin sonuncusu bekliyor..
kapının önünde...
tüm heybetiyle maddiyatı maneviyatla birleştiren kapının önünde...
somutun soyuta..
insanın öz'e dönüştüğü noktada..
ilk adımda bekliyor..
kişinin bencil istekleri ve arzuları sıkıştırmış olacak ki kendini bu son bilmeceye yaklaşmaktan korkan
son bilmecenin en zedeleyicisi olduğunu düşünenler yolu tamamen karartıp
sömürülen bir yaratılışta
kendi yarattığı evrenleri de hiçe sayarak dönüşüyor..
yakalayamadığı onlarcasını
kendine çekmekten aciz olan bir hale dönüşüyor işte..
kapının varlığından bile haberdar olmak istemeyen
endişeyi hayatlarının bir parçası
hatta ta kendisi olarak görenler ise
erimeye
yavaş yavaş öz'den uzaklaşıp
huzur zannettiklerinde sahteliğe
sahte bir sonsuzluğa adım atmış olacaklar..
savaşmak sandıkları bu yolda
ilerleyebildikleri her yeni an'da
edinecekleri bilgilerden habersiz
edinecekleri evrenlerden habersiz yolu karartıyorlar.. .
ve işte o zaman
yola ulaşamayanlar
uçurumdan düşüyor..
daha önce uçurumdan düşenlerin
zeminde yarattıkları sahte öz'e doğru düşüyor..
tamamen maddi kaygıların hüküm sürdüğü bir evrene adım atıyorlar.. .
barıştan çok uzaklarda
zeminin bile altlarında bir yerlerde sıkışıp kalıyorlar..
sonsuza kadar aranılan bir huzur
ve gerçek sanılandan oluşan binlerce yeni arayışa..
kapının nerede olduğunun endişesi de bu
sahte arayışlardan kaynaklanıyor..
kapıyı bulamayacağından korkarsan...
onu bulamazsın zaten..
sadece odaklanmak
sadece odaklanmak ve zihin sifonunu çekmek gerek maddiyatın üzerine
ve sonra kapıdan geçtikten sonra tekrar maddiyata dönüp onu değiştirebilmek için..
olması gerektiği gibi
zincire bağlı devam etmesi
ve yeni zincirler yaratabilmek için..
işte o kapıdan geçebilenler..
üzerindeki endişeyi
üzerindeki huzursuzluğu
üzerindeki korkuyu
üzerindeki sahteliği
üzerindeki sıkışmışlığı
üzerindeki karamsarlığı
üzerindeki kaousu
üzerindeki negatiflikleri ve yaratılan pozitif sanılan ilüzyonları atanlar yani
bir dalgalanmayı net bir şekilde hissedebiliyor...
SONSUZLUK...
asıl olan her şeyin bilgisine sahip olanlardan oluyorlar.. .
basit ama uygulaması meşakkatli olan bu işlemleri tamamlayanlar
sonsuzluğun büklümsüz saf halini tadabiliyorlar..
sadece tadımlık da kalmıyor bu..
o'na dönüşüyorlar.. .
tekrar gelmek zorunda olmadıkları maddiyata veda ediyorlar..
bilgeliği hatırlıyorlar..
tüm zamanları görüp
zamanı yok ediyorlar işte..
ama bazıları da kapının deliğinden bakıp
gördüklerini yansıtmaya çalışıyorlar..
onlar sadece gözleriyle tattıkları sonsuzluğu
sanki bizzat kendilerininmiş gibi sahiplenip
yaratıcısı olduklarını öne sürüyorlar..
yavaş yavaş emip yolu daha dikenli bir hale getiriyorlar kendileri için..
hayatlarının geri kalanını tasarlayanlar
sonrasını tasarlayanlar ve bu esnada
sınırsız sayıda hayat yaratabilenler
hayat olmayan mekanlar yaratabilenler ve niceleri
yarattıkları tüm bilgeliği
kendi bilgeliklerini
sonsuzluk ile paylaşıyorlar..
zaman daralıyor..
zaman kendi kendini yok etmeden önce onu zihinlerinde yenebilenler
zaman yok olurken
varlıklarını sonsuz bir kararlılıkla sürdürebiliyorlar..
yavaş yavaş yok olmaktansa
hiç var olmamış
hiç yok olmayacak bir hal alıyorlar..
özgür
ve sınırsız bir hal..
kum saatindeki kumların hareketsiz durduğu bir dilimi görebiliyor
kum saatinin akışını seyredebiliyor
aktıktan sonra olacakları görebiliyor
akmaya başladığı önceki anı izleyebiliyor bir hal..
puzzle çözülmeye doğru ilerliyor..
etkileşim halindeki bilinçler
birbirini tamamlayarak büyük parçaya doğru ilerliyor..
tanımlanmış olanın paylaşımı
tanımlamaya çalışanlar için yeni bir kapı yaratılmasına yardımcı oluyor..
bir neden sonuç bulur
yeni bir neden doğar..
sorgulama gücü adına!
yine de tam tanımlayamadım bunun bilincindeyim fakat
görünenin dışında kim olduğumu ve nasıl sona ereceğimi artık çok net bi biçimde görebiliyorum..
yeni ışığın kırıntısını yakalamamın nedeni
bir ışığı tamamen yakalayabilmek..
sonsuz nedenler
sonsuz sonuçlar..
her bir nedenin sonuca giden yolunu yaratan sonsuz zihinler.. .
madiyatla dolu olmasaydı zihinler
belki bilinçlilik halinde kalır
maddi yangınlara maruz kalmadan hatırlayabilirdi ne olduğunu
ne olacağını
ne oluyor olduğunu..
yine anlatmak için yırtılan beynime
bir tas soğuk su dökmeye
sahip olunan sonsuz gücün
inanabilmek ve yaratabilmek yapı taşlarıyla yaratılmış olması adına diyorum ki
bir kapıdan geçerken hatırladığım şeyleri paylaşıyorum
MERHABA!!!
ışıkların arasından seslenebiliyorum geçmiş anlarıma
ben
bir hiç
aynı zamanda
sonsuzluğun ta kendisiyim ..
belki bir ışığının parlamasına neden olabilirsem
ne mutlu bana..
vakit ayırabildiğin için teşekkür ederim…
