20100928

huzme

Bu bir dönem

alışma süreci

yahut ona benzer bişey..

göz kamaştırıcı güzellikteki

ışık huzmesinin karşısında onu seyreden insanlar var

uzaktan görüyorum herkesi

olabileceklerden habersiz

ışıltının büyüsüyle kendinden geçmiş insanları

bıkmak ve usanmak olmadan

mesafeler sürebilecek bir seyahatin ilk basamağında duruyor o ışık kaynağı

rengarenk ışıklar saçıyor

herkes farklı bir dilde konuşuyor

daha önce duyulmamış

söylenmemiş bir dil..

tonlamalar olmadan

deli döngüsü gibi.

sonra bir an geliyor.

an yayıldıkça yayılıyor

ışık yavaşlıyor ve sesler tamamen kısılıyor

ışık yavaşlıyor..

ışık duruyor..

sadece düşünceler hareket halinde kalıyor

ne de olsa daha hızlı ilerlerler ışıktan..

sonra o an geçiyor..

an donması

boyutsuzluğa

boyutsuzluk

zamansızlığa dönüşüyor..

zaman eriyor..

tamamen yapışkan bir hal aldığında sünmeye başlıyor

insanlar olanı biteni algıladı mı bilmiyorum ama hala uzaktan seyretmeye devam ediyorum.

sesler tamamen kısık

dudaklar dahi oynamıyor..

karşımda milyonlarca insan var

ve ben her birini ayrı ayrı gözlemleyebiliyorum..

benim geldiğim yerde ne zaman var..

ne de boyut..

ben an içinde kaybolmadan kalabilen bir "şey"im.

izliyorum.

etki etmekle görevlendirmedim henüz kendimi.

suratlarına vuran büyüye bakıyor hala onlar..

sonra ışık duruyor..

ışığın en ufak hareketi bile görülür oluyor..

oklar gibi..

görünmez oklar..

görünür oluyor.

benim olduğum yerde paralellik söz konusu bile değil..

paralellerin arasındaki boşluk

her ikisinden de etkilenmez.

orada o boşlukta kalır..

ne olursa olsun..

isterse yok olsun iki paralel

hala orada kalır..

hala sonsuz..

demiştim ya bu bir alışma süreci..

diğerleri bizden haberdar

ama anlamlandıramıyor..

biz onların ışığını emiyoruz..

onlar bizi görmek istemiyorlar.

ışığı emdiğimizde onlara bir armağan veriyoruz aslında..

an oyuncakları onların olduğunda

bunlarla oynamayı öğrendikleri taktirde

o anı yayıp

sonsuzluğa çevirebilirler

ama farketmiyorlar..

biz bakabildiğimizde anladık mı ?

tabi ki hayır..

görmek ve bakmak arasında gidip geldiğimizde farkettik

onlar bakmayı görmek sanmaya devam ettikleri sürece kaçamayacaklar emilmekten..

emilip sonsuz yok oluşa atıldıklarında ne değişecek ki onlar için

yine bulurlar izleyip telkinlere açık bir hale gelecek bir ışık huzmesi

yine bulurlar gözlerini kör eden sarhoşluk cıvıltılarını

bu bir alışma süreci dedim ya..

alıştığında da değişmiyo pek.

neler var neler yok bir anda görüyorsun

hatırlamak istediğin şeyleri ayıklamak yerine üzerine yeni gereksizlikler ekliyorsun işte.

hatırlayarak yaşamak ya da hatırlanacak şeyleri yaşamak isteyerek yaşamak anı öldürür..

bak ne güzel bir armağan var aslında..

anı kaydırıp kendine güzel bir alan yaratabileceğin..

yok oluşlardan etkilenmeyeceğin..

neden daha zor olmasını istiyorsun ki an dışı düşünerek..

anı düşün ve keyfine bak ..

ben kim miyim ?

kara deliklerden kaçmayı kendine eğlence edinmiş bir düşünce dalgasıyım sadece..

sonsuzu kovalamak ve bu uğurda sonsuzlaşmayı göze almış bir zavallı..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder