Bu bir dönem
alışma süreci
yahut ona benzer bişey..
göz kamaştırıcı güzellikteki
ışık huzmesinin karşısında onu seyreden insanlar var
uzaktan görüyorum herkesi
olabileceklerden habersiz
ışıltının büyüsüyle kendinden geçmiş insanları
bıkmak ve usanmak olmadan
mesafeler sürebilecek bir seyahatin ilk basamağında duruyor o ışık kaynağı
rengarenk ışıklar saçıyor
herkes farklı bir dilde konuşuyor
daha önce duyulmamış
söylenmemiş bir dil..
tonlamalar olmadan
deli döngüsü gibi.
sonra bir an geliyor.
an yayıldıkça yayılıyor
ışık yavaşlıyor ve sesler tamamen kısılıyor
ışık yavaşlıyor..
ışık duruyor..
sadece düşünceler hareket halinde kalıyor
ne de olsa daha hızlı ilerlerler ışıktan..
sonra o an geçiyor..
an donması
boyutsuzluğa
boyutsuzluk
zamansızlığa dönüşüyor..
zaman eriyor..
tamamen yapışkan bir hal aldığında sünmeye başlıyor
insanlar olanı biteni algıladı mı bilmiyorum ama hala uzaktan seyretmeye devam ediyorum.
sesler tamamen kısık
dudaklar dahi oynamıyor..
karşımda milyonlarca insan var
ve ben her birini ayrı ayrı gözlemleyebiliyorum..
benim geldiğim yerde ne zaman var..
ne de boyut..
ben an içinde kaybolmadan kalabilen bir "şey"im.
izliyorum.
etki etmekle görevlendirmedim henüz kendimi.
suratlarına vuran büyüye bakıyor hala onlar..
sonra ışık duruyor..
ışığın en ufak hareketi bile görülür oluyor..
oklar gibi..
görünmez oklar..
görünür oluyor.
benim olduğum yerde paralellik söz konusu bile değil..
paralellerin arasındaki boşluk
her ikisinden de etkilenmez.
orada o boşlukta kalır..
ne olursa olsun..
isterse yok olsun iki paralel
hala orada kalır..
hala sonsuz..
demiştim ya bu bir alışma süreci..
diğerleri bizden haberdar
ama anlamlandıramıyor..
biz onların ışığını emiyoruz..
onlar bizi görmek istemiyorlar.
ışığı emdiğimizde onlara bir armağan veriyoruz aslında..
an oyuncakları onların olduğunda
bunlarla oynamayı öğrendikleri taktirde
o anı yayıp
sonsuzluğa çevirebilirler
ama farketmiyorlar..
biz bakabildiğimizde anladık mı ?
tabi ki hayır..
görmek ve bakmak arasında gidip geldiğimizde farkettik
onlar bakmayı görmek sanmaya devam ettikleri sürece kaçamayacaklar emilmekten..
emilip sonsuz yok oluşa atıldıklarında ne değişecek ki onlar için
yine bulurlar izleyip telkinlere açık bir hale gelecek bir ışık huzmesi
yine bulurlar gözlerini kör eden sarhoşluk cıvıltılarını
bu bir alışma süreci dedim ya..
alıştığında da değişmiyo pek.
neler var neler yok bir anda görüyorsun
hatırlamak istediğin şeyleri ayıklamak yerine üzerine yeni gereksizlikler ekliyorsun işte.
hatırlayarak yaşamak ya da hatırlanacak şeyleri yaşamak isteyerek yaşamak anı öldürür..
bak ne güzel bir armağan var aslında..
anı kaydırıp kendine güzel bir alan yaratabileceğin..
yok oluşlardan etkilenmeyeceğin..
neden daha zor olmasını istiyorsun ki an dışı düşünerek..
anı düşün ve keyfine bak ..
ben kim miyim ?
kara deliklerden kaçmayı kendine eğlence edinmiş bir düşünce dalgasıyım sadece..
sonsuzu kovalamak ve bu uğurda sonsuzlaşmayı göze almış bir zavallı..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder