başlangıç harfinin içe göçük sesi
ardından harekete geçer herşey.
teker teker kırılır
parmakların ahengiyle kelimeler yaratılır.
ağaçlara tırmanabilir
en derin okyanuslarda yüzebilirsin eğer gerçekten istersen
çimenlerde çıplak ayakla koşar
tüm negatif titreşimlerini salarsın toprağa doğru.
işte böyle garip bir inanç yarattım bu gün
balıklarla tanıştıktan sonra.
yavru kedinin bana yakarışını dinledikten hemen sonra.
hislere anlam yüklemeye çalışırken oldu kaza
düştüm.
cumburlop!!!!! diye düştüm bardağın içine.
ne çok soğuk
ne de çok sıcaktı..
ılık kakaonun içine.
nefes aldıkça ciğerlerime yapışan çikolata tadını anımsadıkça
hala gülüyorum.
yapış yapış..
küçük mucizeleri beklerken
bazı şeylerden fedakarlık etmek gerekiyor.
yapılan örneğin tembellik
yahut üşengeçlik gibi.
benzeri olmayan bir mucizeye ihtiyacın varken
rokete atlayıp yükselmek gibi.
bilmiyorum beynim yine yanmaya başlıyor.
çikolata tadıyla kaşınan gırtlak nağmeleri
tatlı sesler çıkartıyor ortaya.
çikolatadan notalar düşün
güzel değiller mi .
bir çizgi film vardı böyle nota yiyen bir yaratığı anlatıyordu
ona koşan gramafonlar olsun ister miydi o yaratık?
kesinlikle evet.
keskinleşen zaman çizgileri daha da aceleye sürüklüyor
isteklerinin son bulduğu günü hayal edebiliyorum
insanların doyum günü.
sanırım tüm dünyada kutlanırdı böyle bir bayram olsa.
herkes bıraktığı arzularına uzaktan bakar
onların da duyabileceği bir ses tonuyla kahkahalar atardı
işe yaramaya çalışan zırvalıklara da af sağlanırdı böylece
zırvalıklar farklı düşüncelere dönüşürdü
hep dönüşen dönüşmekten bahseden bir nesil yarattım kendi zihnimde.
olmasını istediği basit görüntüleri bile hayal etmeye aciz olan
üşengeç insanlarla tanıştım yol üzerinde.
sırtımda çantam vardı.
çantamda da görüntü kavanozlarım.
içlerinde edebildiğim hayallerin olduğu kara delikler olan kavanozlar.
kavanozların kapakları sıkı sıkıya kapalıydı.
tekrar tekrar tekrar yaşayabilmek
ve kendi dünyamı yaratabilmek için hep yanımda taşırdım onları.
sonra bir yol ayrımına geldim.
tekrar duygu arabaları üzerime üzerime sürmeye başladı.
sürücüler farklıydı.
birbirlerini göremeyecek kadar bencildiler.
kendi hayatını önemsemeyen birinden başkasının hayatını önemsemesini bekleyemezsin
kocaman boşluk olur o zaman
kararsızlık olur.
zaman kaybı olur.
böyle karmaşık bir günün ardından tekrar karşımda duran kırmızı kupaya bakıyorum da..
içinde kakao ağacı olsa ne kadar güzel dururdu.
devasa
kırmızı bir kupa.
içinden yeşeren kakao ağacı.
bitmek tükenmek bilmeyen çikolata notalarına ilham verirdi böylece.
böylece herkesin zihni doyuma ulaşırdı.
açgözlülük tarih kitaplarının
histeri sayfalarında kaşıntı olarak gösterilirdi.
açgözlülük öldürürdü.
doyum imkansızdı.
bunlar hep yalan işte ya.
yalan bile yalan biryerde..
kaybolmuş.
sürüngenlerin hayat kılavuzuna bakmak gerekiyor.
yeri hissederek ilerleyebiliyorsak
daha da batmamak için çaba göstermememiz gerekmez mi ?
ayaklarımız yere sağlam bassın.
herkes saygı göstersin.
parça olalım.
parçalayalım
gerçeği yok etmek için kurgulanmış hayaller çöplüğü.
ne yazdım .
nasıl yazdım
hiç bilmiyorum.
parmaklarım şarkı söylemek istedi sadece.
tuşlara ritmik basmaya başladığım şu an içinde karar veriyorum ki
bu saçmalığa bir son yazmanın vakti gelmiş.
SON!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder