20100830

kakao ağacı

başlangıç harfinin içe göçük sesi

ardından harekete geçer herşey.

teker teker kırılır

parmakların ahengiyle kelimeler yaratılır.

ağaçlara tırmanabilir

en derin okyanuslarda yüzebilirsin eğer gerçekten istersen

çimenlerde çıplak ayakla koşar

tüm negatif titreşimlerini salarsın toprağa doğru.

işte böyle garip bir inanç yarattım bu gün

balıklarla tanıştıktan sonra.

yavru kedinin bana yakarışını dinledikten hemen sonra.

hislere anlam yüklemeye çalışırken oldu kaza

düştüm.

cumburlop!!!!! diye düştüm bardağın içine.

ne çok soğuk

ne de çok sıcaktı..

ılık kakaonun içine.

nefes aldıkça ciğerlerime yapışan çikolata tadını anımsadıkça

hala gülüyorum.

yapış yapış..

küçük mucizeleri beklerken

bazı şeylerden fedakarlık etmek gerekiyor.

yapılan örneğin tembellik

yahut üşengeçlik gibi.

benzeri olmayan bir mucizeye ihtiyacın varken

rokete atlayıp yükselmek gibi.

bilmiyorum beynim yine yanmaya başlıyor.

çikolata tadıyla kaşınan gırtlak nağmeleri

tatlı sesler çıkartıyor ortaya.

çikolatadan notalar düşün

güzel değiller mi .

bir çizgi film vardı böyle nota yiyen bir yaratığı anlatıyordu

ona koşan gramafonlar olsun ister miydi o yaratık?

kesinlikle evet.

keskinleşen zaman çizgileri daha da aceleye sürüklüyor

isteklerinin son bulduğu günü hayal edebiliyorum

insanların doyum günü.

sanırım tüm dünyada kutlanırdı böyle bir bayram olsa.

herkes bıraktığı arzularına uzaktan bakar

onların da duyabileceği bir ses tonuyla kahkahalar atardı

işe yaramaya çalışan zırvalıklara da af sağlanırdı böylece

zırvalıklar farklı düşüncelere dönüşürdü

hep dönüşen dönüşmekten bahseden bir nesil yarattım kendi zihnimde.

olmasını istediği basit görüntüleri bile hayal etmeye aciz olan

üşengeç insanlarla tanıştım yol üzerinde.

sırtımda çantam vardı.

çantamda da görüntü kavanozlarım.

içlerinde edebildiğim hayallerin olduğu kara delikler olan kavanozlar.

kavanozların kapakları sıkı sıkıya kapalıydı.

tekrar tekrar tekrar yaşayabilmek

ve kendi dünyamı yaratabilmek için hep yanımda taşırdım onları.

sonra bir yol ayrımına geldim.

tekrar duygu arabaları üzerime üzerime sürmeye başladı.

sürücüler farklıydı.

birbirlerini göremeyecek kadar bencildiler.

kendi hayatını önemsemeyen birinden başkasının hayatını önemsemesini bekleyemezsin

kocaman boşluk olur o zaman

kararsızlık olur.

zaman kaybı olur.

böyle karmaşık bir günün ardından tekrar karşımda duran kırmızı kupaya bakıyorum da..

içinde kakao ağacı olsa ne kadar güzel dururdu.

devasa

kırmızı bir kupa.

içinden yeşeren kakao ağacı.

bitmek tükenmek bilmeyen çikolata notalarına ilham verirdi böylece.

böylece herkesin zihni doyuma ulaşırdı.

açgözlülük tarih kitaplarının

histeri sayfalarında kaşıntı olarak gösterilirdi.

açgözlülük öldürürdü.

doyum imkansızdı.

bunlar hep yalan işte ya.

yalan bile yalan biryerde..

kaybolmuş.

sürüngenlerin hayat kılavuzuna bakmak gerekiyor.

yeri hissederek ilerleyebiliyorsak

daha da batmamak için çaba göstermememiz gerekmez mi ?

ayaklarımız yere sağlam bassın.

herkes saygı göstersin.

parça olalım.

parçalayalım

gerçeği yok etmek için kurgulanmış hayaller çöplüğü.

ne yazdım .

nasıl yazdım

hiç bilmiyorum.

parmaklarım şarkı söylemek istedi sadece.

tuşlara ritmik basmaya başladığım şu an içinde karar veriyorum ki

bu saçmalığa bir son yazmanın vakti gelmiş.

SON!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder