20100905

Sınırda

her varlık bir diğerine ufak zihin tünelcikleriyle bağlanmış.

her varlık.

enerjisini iletebilmek için

hislerini düşüncelerini artık ne dersen buna

ama küçük organik tüneller hayal et

onların içinden giden garip hisler ve iletebildiğinde

bir diğer varlığın da hissedebildiği tüneller.

duygu alışverişini sağlayan toplu taşıma araçları gibi düşün.

ama hayal etsene..

bu..

sonsuz sayıda tünel demek..

bağlandığında bir diğerine..

onun bilgisini alabilmek demek.

karşına çıkan enerjilerin bilgeliğini tatmak gibi.

tabirleri doğru seçmek umurumda değil şu an .

anlatmaya çalışmıyorum

unutmamak istiyorum sadece .

adını tanrısallaşmak koydukları bu oyunu gördüğünü düşün

unutmak ister miydin ?

çok eğlenceli bi kere gördüğünde izlemek içine girmek istiyosun.

sanrılarının oluşturduğu küçük parçacıklar sanıyosun

ama düşünsene

hayal ettiğin dünya

senin yarattığın dünya değil mi ?

korkmamalısın

korkarsan kapıya yaklaştığında yüzüne çarparlar kapıyı

ardına kadar kapanır aralanmış olan kapı.

tekrar baştan başlar

tekrar yorulursun.

sakın korkma

inançlarını bir noktaya odakla ve

yardım dile.

sığınma dile.

bişeyler dile işte

inancın olduğunda korkun azalacaktır.

sonra kapıya ulaştığında ellerine bak

ellerin kirliyse seni oyuna almazlar

ellerin ruhundur.

ellerin senin ruhun.

temizlemek için tek ihtiyacın olan nehrin sularına ulaşman.

kapıyla anlaşma yap.

girdiğin an ulaş nehre.

su iç.

bilgeleş.

ellerini temizle ve oyuna katıl.

görüyor musun tünelleri.

sanki

kopmuş damarlar gibi sarkıyorlar insanların alnından.

işte onlar oyunda.

kopartmışlar tünellerini.

çünkü artık ihtiyaçları kalmamış.

onlar artık tünelin ta kendisi olup bir sonraki aşamaya geçmişler.

çok garip.

basamak basamak ilerliyorsun yukarı doğru.

tepede evrenin kitabı adlı kitap

içinde tüm "gerçek" şeyler.

geçmişten yoksun

gelecekten yoksun

sadece şimdi var orada ..

sadece şimdi.

inanabiliyor musun oyuna katıldığında olabilecekleri.

tek ihtiyacın olan şey maddiyattan uzaklaşmak.

biraz dene doğayı.

ha? ne dersin ?

söylesene bana ne kaybedersin bi kere denesen doğayı..

bi kere parçası olmaktan vazgeçsen diğerlerinin yapay isteklerinin.

duymuyor musun avaz avaz sana bağırıyor elementler.

dinlesene.

kulağındaki yapaylığı at.

plastik hayatını da öyle..

çıkart maddiyatını

bu gerçekliğin

parçası ol..

evren ol evren..

evrenin parçası olduğunu hatırlayıp kendinin de farklı bir evren olduğunu düşün

basit örnekle

hücrelerini yıldızlar

hücrelerinin içindeki yapıları da gezegenler olarak düşün

küçük parçandan bedenine kadar yolculuk yap

bak

gördün mü

nasıl da evrenmişsin...

sadece somutsun.

ama belki de farklı bir boyuta göre soyutsundur

kimse bilemez neler döndüğünü

neler durduğunu

sadece kendi bedeninin derinliklerinden başla evreni hissetmeye

o uçsuz bucaksız enerjiyi

o uçsuz bucaksız tünelleri hissetmeye

işte o zaman

sana söz veriyorum o zaman

seni oyuna

alırlar

alırız

önce kendi tünelini bul.

diğerleri gelicek.

imgeler toparlandı.

ve bitti.

kapı orada

bişey var.

bir an

sadece ufacık bir an anlamı yakalıyosun

ama

farklı çok farklı tuhaf evet

anlamı kapıyorsun uzun bişeyden

ama sadece kücücük bir zaman diliminde

sadece bi anlık bilinç

çıkarıyorsun sanki

zamanı orda dondursan

anlatabilecekmişsin gibi

ama

sonra

kayıyo zaman

zamanı durdursan sanki sanki tüm görüntüler senin

zihnine

işlenecek gibi hissediyorsun

yada sadece ben hissediyorum

kelimelerin sınırları yetmedi imgelerimi anlatabilmek için

hiç bir zaman olmadı bu

işte bu yüzden

aptallaşıyorum

ama sınırda olduğumu hissediyorum.

nasıl diye sorma

neden diye de

ama biliyorum.

kapı beni bekliyor.

kapı orada.

bak

ahanda orda!

20100830

kurcalayamamak

birşeyler kur.

bir şehir.

bir saat.

onun gibi bişey.

uğraş ama..

belki bir hayat kurabilirsin zihninin en dalgasız bölgelerinde.

oralara kendini yerleştirip

yeni bir yazgı sağlarsın kendi yarattığın kendine.

kendi kendinin döngüsü olursun.

değirmenlerin olur zihninde.

sirkülasyon sağlanır.

belki de o yarattığın hayatlara ortaklar çizersin.

yarattığın ayakkabıları giymesi için birini seçersin.

zihninde senin yarattığın bir çift ayakkabıyla gezebilecek bir kişi daha.

belki birden fazla.

kendine bir hayat çizersin.

o hayatı sürdürürsün zihninde.

kurduğun en güzel hayat olur.

yaşanabilecek olan bir hayat.

streslerden arınmış

naturel bir hayat olur.

kimsenin görmediği bir hayat.

sadece sana ait.

her atomu sen olan bir hayat..

zihninde bir yer seçersin.

bir ev yaparsın kendine.

hızlıca.

ama sağlam.

zihninin girdaplarına dayanabilecek bir ev. .

yıkılmamanın simgesi olabilecek bir ev.

kaçmak istediğinde sığınabileceğin bir ev.

sadece senin bildiğin bir ev.

sonra misafirler alırsın o evine ağırlamak için.

olmasını iste diğin kişileri de davet edersin şehrine.

onlara da evler yaparsın..

hayat yaratırsın..

ve kusursuz olur senin için.

en iyi ihtimal odur..

sonra bakarsın..

gerçeğe döner bakarsın o zihnindeki küçük şehre..

aslında gerçekle kıyasladığında ne kadar da sonsuz bir şehircik..

sonra o kendin için yarattığın mükemmel hayatı kiralarsın diğer insanlara..

daha önce hiç duymadığın bir törenle.

kiralarsın..

bikaç boyutlu hayatları kiralamaktan bir zarar gelmez

bakıp iç geçirirsin sadece.

belkide üzülmezsin bile

ben öyle yapıyorum..

sen de yapsan ne değişir..

denemek gerek..

zarar vermez..

kakao ağacı

başlangıç harfinin içe göçük sesi

ardından harekete geçer herşey.

teker teker kırılır

parmakların ahengiyle kelimeler yaratılır.

ağaçlara tırmanabilir

en derin okyanuslarda yüzebilirsin eğer gerçekten istersen

çimenlerde çıplak ayakla koşar

tüm negatif titreşimlerini salarsın toprağa doğru.

işte böyle garip bir inanç yarattım bu gün

balıklarla tanıştıktan sonra.

yavru kedinin bana yakarışını dinledikten hemen sonra.

hislere anlam yüklemeye çalışırken oldu kaza

düştüm.

cumburlop!!!!! diye düştüm bardağın içine.

ne çok soğuk

ne de çok sıcaktı..

ılık kakaonun içine.

nefes aldıkça ciğerlerime yapışan çikolata tadını anımsadıkça

hala gülüyorum.

yapış yapış..

küçük mucizeleri beklerken

bazı şeylerden fedakarlık etmek gerekiyor.

yapılan örneğin tembellik

yahut üşengeçlik gibi.

benzeri olmayan bir mucizeye ihtiyacın varken

rokete atlayıp yükselmek gibi.

bilmiyorum beynim yine yanmaya başlıyor.

çikolata tadıyla kaşınan gırtlak nağmeleri

tatlı sesler çıkartıyor ortaya.

çikolatadan notalar düşün

güzel değiller mi .

bir çizgi film vardı böyle nota yiyen bir yaratığı anlatıyordu

ona koşan gramafonlar olsun ister miydi o yaratık?

kesinlikle evet.

keskinleşen zaman çizgileri daha da aceleye sürüklüyor

isteklerinin son bulduğu günü hayal edebiliyorum

insanların doyum günü.

sanırım tüm dünyada kutlanırdı böyle bir bayram olsa.

herkes bıraktığı arzularına uzaktan bakar

onların da duyabileceği bir ses tonuyla kahkahalar atardı

işe yaramaya çalışan zırvalıklara da af sağlanırdı böylece

zırvalıklar farklı düşüncelere dönüşürdü

hep dönüşen dönüşmekten bahseden bir nesil yarattım kendi zihnimde.

olmasını istediği basit görüntüleri bile hayal etmeye aciz olan

üşengeç insanlarla tanıştım yol üzerinde.

sırtımda çantam vardı.

çantamda da görüntü kavanozlarım.

içlerinde edebildiğim hayallerin olduğu kara delikler olan kavanozlar.

kavanozların kapakları sıkı sıkıya kapalıydı.

tekrar tekrar tekrar yaşayabilmek

ve kendi dünyamı yaratabilmek için hep yanımda taşırdım onları.

sonra bir yol ayrımına geldim.

tekrar duygu arabaları üzerime üzerime sürmeye başladı.

sürücüler farklıydı.

birbirlerini göremeyecek kadar bencildiler.

kendi hayatını önemsemeyen birinden başkasının hayatını önemsemesini bekleyemezsin

kocaman boşluk olur o zaman

kararsızlık olur.

zaman kaybı olur.

böyle karmaşık bir günün ardından tekrar karşımda duran kırmızı kupaya bakıyorum da..

içinde kakao ağacı olsa ne kadar güzel dururdu.

devasa

kırmızı bir kupa.

içinden yeşeren kakao ağacı.

bitmek tükenmek bilmeyen çikolata notalarına ilham verirdi böylece.

böylece herkesin zihni doyuma ulaşırdı.

açgözlülük tarih kitaplarının

histeri sayfalarında kaşıntı olarak gösterilirdi.

açgözlülük öldürürdü.

doyum imkansızdı.

bunlar hep yalan işte ya.

yalan bile yalan biryerde..

kaybolmuş.

sürüngenlerin hayat kılavuzuna bakmak gerekiyor.

yeri hissederek ilerleyebiliyorsak

daha da batmamak için çaba göstermememiz gerekmez mi ?

ayaklarımız yere sağlam bassın.

herkes saygı göstersin.

parça olalım.

parçalayalım

gerçeği yok etmek için kurgulanmış hayaller çöplüğü.

ne yazdım .

nasıl yazdım

hiç bilmiyorum.

parmaklarım şarkı söylemek istedi sadece.

tuşlara ritmik basmaya başladığım şu an içinde karar veriyorum ki

bu saçmalığa bir son yazmanın vakti gelmiş.

SON!

20100825

başlangıç rotası?

hadilerle başlayıp aniden kırıntı fikri bürünüyor.kırıntılar aslında

daha önceki uyanışta ruhuma bırakılan

küçücük parçaları hatırlatıyor.

Tüm bilgiler kafatasımdan asfalt gibi çıkarıldı

sonra tekrar döküldü

çıkartıp

döktüler.

kalanları cımbızla toplamaya çalıştık.

ağladı.

ritme odaklanıp

ilk önce

o ziftli

o karamsar kırıntıları hareketlendir.

sonrada belirsizliğe kay..

tırmandığım merdivenler boşa akmasın ayaklarının altından..

kay

kay belirsizliğe.

orda kesin olmadığı için

sünüyor sadece.

düşünürsen burda..

zamanı yavaşlatırsın..

düşüne hızlanır..

ışığı geçer..

zaman yavaşlar

bu kadar kolay olur..

eline yapışırken soğumaya başlayan

sonra nefes aldıran

erimiş plastiğe döner.

hani soğur ya plastik elinde..

alır sıcaklığı.

o hazzı verir işte..

bahsettiğim onca harf..

bunun kadar kısa bir cümleye sığar..

başlangıç..

bitiş..

satır komşuları..

zaaflarını önüne dizdiğinde önüne

düşünecek çok şeyin olur.

bu da kilitlemeye yeter işte..

azgın zaman canavarını.

hadi bi kara delik bulalım.

kapısını çalalım ve bizi içeri davet etmesini bekleyelim.

böylece aşılır karadelikler..

arkasına geçilir..

hiçbiryer evrenine.

hem o zaman belki kapıyı açar karadelik.

yutar bizi..

ham!!!!!!

diyerek..

20100823

kara delikler

öyle ilginç bir gündü ki...fazlasıyla sıkıştım arkadaş..

ama inanılmazdı..

insanlar önce boyutlara bölündü..

görevlendirildiler çeşitli görevlerle..

herkesin belirli yerde olduğu anlardan biriydi..

sonra herkes damacanalara dönüştü..

bir odaya ağzından bağlı damacanalara...

herkes içindeki balina ensesiyle su fışkırtıyorudu..

foşşşş diye o o daya atıyordu..

orda herkes aynı derecede su fırlatıyordu.

belirli boyutlarda oldukları için.

sonra daha sığ olan damacanalar geldi..

fırlattığımız sulardan yararlandılar...

biz sıcak kaldık..

onlar daha da soğudu daha fazla su zerreciğine kavuştukları için.

farkettirmeden daha da alıyorlardı..

çaldılar tüm suları..

tüm serin şşeyleri...

sonra elleri çok sıcak olan bir dev avcuna aldı beni...

ellerinin sıcaklığını her hücremde hissediyordum..

elleri sıcaklık yayıyordu...

bunalmışlığın üzerine yandım tekrar..

suyu- serinliğimi emdikleri için hiçbirşey yapamıyordum serinlemek için.

sonra insanlarla enerji aktarımı yaptığımı fark ettim. daha ufak daha serin olan damacanalarla...

onlara enerjimden ikram ettim... yükseldiler rahat rahat serin bölgelere..

kaçtım aralarından..

kağıda kaleme düştüm..

ellerimin sesini dinledim kelimeler oluşuyorken....

bencil ellerimdi.. ben bencil değildim o an..

her anla daha derin oynadım...

serinletecek birine rastladım.... sıcaklığımı kitledim ona..

zindan düşün..

kocaman bir zindan..

içinde sıcaklık bunaltıları ve kilitli kişi

yardı metti ellerime hakim olmama.

kağıdı kalemi bıraktırdım..

döndüğümde yol üzerindeydim.

tekrar ruh damlacıklarını hediye etme işiyle uğraştım.

bunu bir ritüele..

bir meditasyona çevirdim..

sonra daha çok uğraştım göndermek için..

gönderdim de...

pozitiflik yarattırdım..

yakaladığım taş evrenleri hatırlatmıyorum bile kendime..

doydum yapay yiyeceklerle..

ruhumu beslemiştim zaten yol boyunca..

kaçırmasına izin verdim beni..

aldı götürdü karanlık kaoslara..

büyük ..

kocaman

kara deliklere..

emdirdi enerjimi sol kolumdan ..

yapış yapış .

simsiyah bir kundağa..

bebekti daha yapışan..

kitleyen...

enerjimi emen kara delik...

yuttu tüm hayati fonksiyonlarımı...

emdir bedenimde ne var ne yoksa hayata dair..

bitti dedim...

işte o zaman tamamlandı ruhun doyumu...

sigarasını yaktı yemeğin üzerine..

derin bir nefes aldı...

insanlaşıyorum diye kendini parçaladı bir kaç an..

düzeldi ama şimdi..

uysal...

işte bugün böyle evrenlerden geçtim.

yarattıklarımı gördüm..

aralarından geçtim..

yarattığım ufak evrenleri..

acaba orada neler oluyor şimdi...

geceniz güzel olsun...

kara deliklerden uzak...

huzur içinde...