20100428

Doğum Sancısı

Çanlar çalıyor kulaklarımda
Yemyeşil çimenlerde parlak görüntüleri seyrediyorum
tanıdığım herkes anlık da olsa siliniyor zihnimden
dışarı çıkıyorum bedenimden
takip ediyorum uyanışları
hissizlik naraları atarak koşuyorum çimenlerde
düzenli bir ritm beliriyor ardımdan gelen
geçmişe dönebilirmiyim?
evet basit sayfalarda geriye doğru ilerlediğinde geçmiştesindir
fotoğraflara bakar gibi.
küçüklük fotoğraflarına
eski fotoğraflar nehirde ilerliyor
simsiyah pelerini olan bir hanım hayal ediyorum
ellerinde kırmızı eldivenleri var
topukları yerden yüksekte tutan kırmızı papuçlarıyla dans ediyor
bitik dinginliği seyrediyorum bir süre
kendini dışarıdan görebildiğin kadar gerçeksindir...
kesiyorum zihnimdeki tüm sesleri
umutların hayallerle görüntülendiği sahnede seyircilerin arasındayım
"bikaç saniye -dur- ve düşün!" diye ritmim kesiliyor
donup kalıyorum yeşilliğin ortasında
çimenler buzullara dönüşüyor.
bembeyaz bir kuruyuşun sahnesine düşüyorum
solo'ya çıkıyor sopranolar.
görüyorum. hissediyorum sesleri..
ama duyamıyorum ki..
hiç,hiç biliyor musun yeşil nasıl çağırılır.
dar bir oyuktan geçiyorum
gerçek dünya burası mı?
ışıklar gözümü alıyor.
ciğerlerime dolan ilk oksijen canımı öyle yakıyor ki tüm bildiklerimi unutuyorum
sigara içmek istiyorum..
sigara..
hani görünen dünyayla aranda bir bağ oluşturursun ya
sonra bağımlı kalırsın o bağa
kafanın içindekileri unutur "madde" ye dönüşürsün..
bu gerçeklik kadar çok istiyorum işte.
elime alıyorum. ellerim ne kadar da ufak.
kendimi göremiyorum..
acıkıyorum. duyuyorum şimdi sopranoları.
ne kadar tiz bir ağıt bu benden çıkan
ciğerlerimdeki yetersizlik artıyor.
küçülüyor ciğerlerim.
ağlıyorum lanet olsun.
etrafımda beyaz giyisili onca insan gülümsüyor ben ağlarken.
ellerini birbirine vurarak ses çıkartanlar da var.
dünyadaki ritm bu sanırım.
ama hatırladığım ritm bu değildi ki nehri takip ederken duyduğum...
nerede olduğumu bilmiyorum.
bildiklerin..
zihnimden...
teker teker...
s i l i n i y o r ....
hatırlayacağım da kocaman bir muamma..
aynaları arıyorum..
hatırlıyorum ayna denen "şey"leri.
yansıtıcılar...
bulamıyorum..
ayağa kalkmak koşmak koşmak koşmak istiyorum.
yeşil çimenlerde naralar atarak koşup sonunda nehre ulaşmayı.
nehrin sonu yok...
ben başlangıca gelmişim..
koşa koşa kat ettiğim yol bu mu...
ne kadar da basit...
dünyadayım..
hiç de hoş gelmedim..
çanlar çalıyor kulaklarımda
yemyeşil çimenlerde parlak görüntüleri seyrediyorum
tanıdığım herkes anlık da olsa siliniyor zihnimden
dışarı çıkıyorum bedenimden
kendi bedenimden çok da farklı değil bu.
daha minyatür sadece..
belkide oluşacaktır kim bilir..
merak ediyorum..
bu duyguyu özlemişim
noktalar koyuyorum uyanışıma.
çanlar çalıyor dünyada
yemyeşil çimenler yerini gri taş bloklara bırakmış
parlak değil görüntüler fazlasıyla mat..
r u h s u z..
tanıdığım herkes anlık da olsa beliriyor zihnimde
bedenime geri dönmek istiyorum...
kendi bedenimden çok farklı bu...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder