20100428

Rengarenk Sesler

Ufacık ahşap bir oyuktan geçen dumanı izlemek bu
soluk soluğa kalınan günlerdeki gibi
koşmak ve düşmek arasındaki bağlantılar gibi
sarpasarmaca oyunları geride kaldı
parlak gökyüzü
görebildiğim kadarıyla
sadece bakmak mıdır ışığın büyüsü
fotonları sayarak uykuya dalmak ne kadar da zor öyle.
taksitlendirilmiş hayat gösterileri
binlercesi milyonlarcası milyarlarcası gibi..
açıklamalardan görüşlerden şaşırmalardan da öte
arındırılmış duygular bunlar
fakat gülümseyişlerdeki sahtecilik legal olmamalı
timsahların dalgaların arasında yok olan damıtılmışlığının sesini gördüm
kısıtlanan kelimelerle anlatmaya çalıştım beynimi
renkleri kokladığımı söyledim
duydular..
göremediler..
anladılar mı sence?
hayır tabikide kim ki onlar. sen ben değil. bizden olabilirler mi?
korkularımı işitmek ne kadar da acı veriyor yine.
acı kelimesini kullanmak güçlendiriyor ruhumu.
ruhumun dans ederek yükselişini dinliyorum.
güzel bir ritm..
mor gibi...
tekrar kapatıyorum gözlerimi.
ahşabın içinden yükselen dumanı kokluyorum.
yağmur ormanlarında dans ediyor ruhum.
ritüelvari sayıklayışlarla uyandırılıyor.
uyandırıldığı için fazlasıyla rahat.
lanetlerinden arınmış..
tertemiz diyorum yine.
testilerden su içip zevk alıyor.
açık mavi oluyor kokusu birdenbire.
sanki parlak gökyüzünü öğütür gibi.
değirmenler oluşuveriyor duvarların ardında.
çikolata nehirlerinde yüzüyor.
sanırım ruhum özgür sonunda.
hissediyor.
belkide hissetmek değil doğru kelime..
algılıyor ama.
iletişim halinde olduğu beyinlerle çatışıyor.
karamsarlık denizi kuruyor.
temizleniyor toprak.
kokusu görülüyor.
ışığın hissedildiği ormanlara giriyor ruhum.
ışık oluyor.
parlıyor..
parlıyor..
parlıyor..
kristalize oluyor..
ışığı saçıyor evrene.
bağışlıyor kendini adayarak.
dinleniyor..
yazamıyor daha fazla sanal dünyaya..
bitiriyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder