20101010

endişe yalıtımı

Zihnimin ilginç nehirlere ayrılan ufak kanallarında kano yüzdürüyorum

kaç kişilik olduğu bir muamma olan ufacık bir kano.

kürekler yarattığımı varsayarak kürek çeker gibi ilerliyorum

akıntı yapışkan

akıntı balçık kıvamına bürünmek istiyor..

endişelere mahal verdiğim an olabilecekler ise o balçığı solumak zorunda olmaktan da beder

hızlı giden değişimin tünelinde ilerliyorum

yapay ışıklandırmalar yanımdan hızla akıyor

geçip

gidiyor bir önceki zamana

köprüden kayıp

ardımızda kalıyor

gözlerimi ayırmadan gözlemlediğim bir şey olması gerekirken

zihnimin oyuncaklarını ortaya saçmış yaramaz bir çocuk gibi çığırmasını algılayamıyorum

rahatsızlığımın nedeni budur belki

koşarak ilerlememi engelleyen saçılmışlık..

yayılan titreşimler şeffaf kılıyor olanları

oldukları gibi

asıl halleriyle gösteriyor

zamanda donmuş ana baktığımda

tekrar karşılayacağım anda neler olacağından şüphe duymamak gibi..

bazen olacakların görüntüleşmesi

ardından ilerleyen garip yaşamışlık anları gibi kalıveriyor havada

asılı bir halde..

kapıların açılmadığını düşünmek yahut tıkanıklığa veda edememek düşüncesi

oralarda bir yerlerde olan kendimi hiçliğin herşeyliğine ulaşması anını uzatıyor..

öyle uzatıyor ki endişelerimi yenmem

daha hızlı kılacakken durumu daha da uzatıyor..

zaman kayıplarında kara delikler yaratmamın tek nedeni bu işte

karadelikler öyle bir hal alıyor ki

tüm dikkati de emdiğinden sadece ona odaklı kalmayı mecbur kılıyor

düşünceyi bile emiyor haldeyken bükülmeler başlıyor

kişisel tepkilerden kaçınılıp hızlanılması gereken bir an'da

tavan yapan tek'lik düşüncesi kopartıyor bağları

ya da ona uğraşıyor fakat sonra kara delikler daha da hızlanıyor..

kendime zararını göremediğim kara delikler etrafa böyle yansıyor

beni de balçıklılık haline sürüklüyor..

o nehrin etrafı gibi

ama işte bahsettiğim endişenin görgüsü bu sadece

yaşanılacak olanlar değil

ya da yaşanmış olan

sadece o endişenin ağzından olabilecekler..

onun adına konuşmak değil

sadece dile getirmemi istemişti..

tadından bahsetmemi..

kalan akışa bakıyorum da

taneler ağır ağır ilerliyor

az kalınılan bir süreç..

işte endişelerin yenildiği noktada

onlara daha fazla tahammül etmekye çalışmak yahut

kurtulmaya çalışmak için harcanılan zaman da boşalıyor..

yeni düşünceler geliyor o boşalan zaman dilimine..

parçalar oturuyor..

endişesiz zihin

nehrin tüm balçığını berraklığa dönüştürüyor..

sihirli gibi..

falan filan...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder