20101003

kargaşık burgular

ve o gün geldiğinde

tüm manyetizma değişip yeni farkındalıkların doğum gününde

tanrılar sofrasında oturan plazma hallerimiz ve ortadaki doğum günü pastası gözlerimin önünde

öyle gerçek bi şekidle canlanıyor ki

algılarım duyumlarımın üzerine basıp bikaç basamaktan tasarruf ediyor..

algıların üflediği pastada

tanrılardan gelen ziyafeti

olması gerektiği tadıyla tatmak...

inanılmaz bir doyum haline dönüşüyor..

bomboşluklarda bekleyenlerin aslında o boşluklarda kendilerine ne kadar "dolu"

diğer - normal - diye tabir edilenlerinkine göre ne kadar " gerçek" bir hayatlar yarattıklarını izlemek...

tarif edilemez bir mutluluk..

gerçeklik kavramsallıığından uzakta yaratabilme gücünü kendinde görmek

ve bunun üzerine kafa yormak sonucunda olabilecek şey

" acabaların doğum günleri " isimli çağrışım şölenleri haline geliyor..

farkedebildiğimizin farkına varabilirsek

fark etmemiz gereken şeylerin de ne olduğunu net bir şekilde görebilir hale geliriz..

ki geldik de..

olması gerektiği gibi olan şeylerin aslında ne büyük yalanlar olduğunu zaman tünellerinde

solucanlarla oyunlar oynarken keşfedebilmek gibi

kelimelerle oyunlar oynarken karşındakinin seni anladığını söylediğini duyabilirsin

kafa sallayışlarını görebilirsin

onayladığını duyumlarsın..

anladığını algılayamadığın sürece o seni anlayamamıştır zaten..


-MERAK EDİYORUM!


bir alandan uzaklaştığımda orada olduğum süre içinde zamanda bıraktığım enerji kırıntılarını süpüren bir süpürge olsaydı ve onları tekrar bir araya getirip bana hatıralarımı yaratılmış halde postalayan bir görevli olsaydı hatıralarımı insanlara kiralamak için ne kadar bir fiyat biçerdim ... ?


bu kadar zırvalamış olmanın sonunda söylemek istediğim son şeyleri de ekleyip tuşlara hunharca abanmaya son vereceğim.

Zinhimdekilerin canlanışı bu

tuş sesleri de gıcırtılar gibi geliyor

tahta fıçılarda düşünceler var

ve biri gelip onları ortaya çıkartıyor.

biri hep benim..

ama onu durduran biri de oluyor bazen..

elinden alıyor kurtuluş çığlıklarını

nefeslerini

o kişi de benim..


iyi akşamlar efendim..

düğümleri kestiler.

öeh. acı vericiydi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder