20101016

hafif argo

önce insan formu verdim zihnimde

sonra onunla konuşmaya başladım

beni uzaklaştırmasını farkettiğimde iş işten geçmek üzereydi.

sikik bir bekleyişin ardından

hiç ile anlaşmaya çalışmak yorucu olan kısımdı..

öylesine yoruldum öylesine yoruldum ki

etrafımda olup biteni algılamaya bile üşeniyordum

öyle bir arzuydu ki

teker teker emdi fonksiyonları

sanki vücudumdaki tüm sıvılar çekilmiş

yerine o arzu zerkedilmişti..

ilginç bir terkedişin

ilk sahnesini izliyordum ön koltuktan..

öyle bahsediyordum ki kendime bu bekleyişten

beynimin tüm kıvrımları dolup taşıyordu

gözlerimi kapattığımda görebildiğim tek şey tükenişti..

özlemle beklediğim huzurlu uyanışlar

yerini

her an yenileri eklenen boktan paranoyalara bırakmıştı çoktan..

şimdi onların beni ele geçirişinin son saniyelerinde

kalan son enerjimle tembelliği yenip

kelimelere dönüştürüyorum işte..

en ince ayrıntısına kadar yarattığım

özleyerek bekleyiş isimli antropomorfik endişe canavarına

küçük bir tabut yapıp

toprağı kazarken son ağıtları yakıyordum bile..

artık bu arzu

yerini ağız dolusu küfürlere bırakıyordu..

tabutu gömmeyi düşünürken

ağıtlar tutuşturmuştu ahşabı

hayal edilen

"belki de olabilir"

ana fikirli nehirler akıyordu zihnimden hala..

adanmayı düşündüğüm kocaman bir endişe hayaleti..

kocaman...

nefes alamadığımda

sürekli yaratılan sahteliğe neden aramak yerine

ona gerçek olup olmadığını seçme şansı vermek zorunda kalmama rağmen

"belkide tamamen hayal ürünüyümdür"

diye karmaşık bir sorgulamaya dalıyorum gözlerim kapalı..

bahanelerin sınırsızlığını görmek

bekleme hissini de orospulaştırdı böylece...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder